Kurtuluş Savaşında Şerife Bacı


İstiklal Harbinde lojistik destek hareketleri birçok bölgelerde
yoğun bir şekilde sürdürülmüştür. Ancak en çok rol oynayan bölge, hiç
şüphesiz İnebolu ve Kastamonu yöresidir.

İnebolu'da silah ve cephane taşıma işlerinin organizesini
başlangıçta askerlik şubesi yapmıştır. Daha sonra, İnebolu'da oturan emekli Binbaşı Zeki, Kastamonu ve Havalisi Komutanlığının emriyle İnebolu silah ve Cephane komisyonu başkanlığına, 19 Aralık 1920'de de Menzil Nokta Komutanlığına atanmış ve faaliyetler bu komutanlık kanalıyla sevk ve idare edilmiştir.

İnebolu açıklarına gelen motor, gemi veya vapurlardaki malzeme, gece Gizlice kayıklara yüklenir, kürekçiler kıyıya getirir ve baştankara
Ederlerdi. Bu İnebolu kayıkçı loncasının geceli gündüzlü yaptığı
fedakarlıklar şükranla anılmağa değerdir.

Kara bölümüne gelince, kayıklardan alınan malzemeler, İnebolu halkı tarafından, şehrin muhtelif yerlerinde tesis edilmiş, ambar ve depolara aktarılmaktaydı.

İngiliz bayan yazar Ann BRIDGE tarafından, bölgedeki silah ve
Cephane ulaşımı şöyle tasvir edilmektedir.
" .... Sonsuz bir insan seli birbirinden bir buçuk metre
aralıklarla ve tek sıra halinde akıyordu. İnsanlar taşıdıkları tüfek
Demetleri, cephane kutuları ve top mermilerinin ağırlığı altında öne doğru eğilmişlerdi. Daha şaşırtıcı olanı, bu insanların dörtte üçünden fazlasının kadın olmasıydı. Pembe etekli bölgesel giysiler ve parlak çiçekli kiraz Renkli şalvarlar giyen kadınların bazıları sırtlarında sarılı yükle beraber, kucaklarında emzikli bebeklerini taşıyorlar, bazılarının arkasında ise Kaygan çamurda kısa adımlarla yürüyen iki ve üç çocuk bulunuyordu. Böylece, Bir gece önce İstanbul'dan kaçak olarak gemi I
Le gelen askeri malzeme Küre Dağlarını aşıyordu."


Küre ve Ilgaz dağlarından geçen İnebolu-Ankara yolu, kış aylarında
kapanıyordu. 1921 - 1922 kışı çok sert olmuştu. Ankara yolundaki kafileler arasında donma olayları yalnız kendi çevrelerinde birer destan olurken, bu olayın kahramanlarından birisi de, şehrin kapısı sayılan kışla önüne kadar gelmiş, yani taşıdığı yükünü hayatı pahasına gereken yere ulaştırmıştı. Bu Olay, şehir halkının gözleri önünde cereyan ettiği için herkesi ağlattı. Bu Olay, Kastamonu Seydiler Köyünden Şerife Bacı'nın şehadetidir.

Aralık 1921 ayında birdenbire kar bastırmış, yolları kapamış,
Cepheye giden nakliye kolları geceye kalmadan yakın köy ve hanlara
sığınmışlardı. O gece kar tipisine rağmen sabaha kadar yürüyen ve kışlanın kapısına kadar gelebilen cephane yüklü kağnı arabasının, her nasılsa Kafilesinden ayrı olarak, genç bir kadının kışlaya kadar gelebildiği, şehre Girmek nasip olmadan şose kenarında sabaha karşı donduğu anlaşılmıştı.
Arabasındaki kıymetli yükün üstüne yorganını örten bu kadının bir elinde övendere olduğu halde, kollarını açarak yorganının üzerine dayanarak kaldığı, görevliler tarafından görülmüştü.
İki çavuş, genç kadının ölüsünü kaldırıp götürecekleri sırada
yorganın altından birden bire çığlık kopararak ağlayan bir çocuğun feryadını
Duyunca şaşırmışlar ve şehit anayı bir yana bırakarak hemen yorganı kaldırmışlardır.


Gördükleri tablo şöyle idi:

Otlarla sarılmış top mermileri arasında birleştirilmiş çulların
içinde kundaklı bir kız çocuğunun donmaktan kurtulduğu ve müdahale üzerine Uyanarak meme için ağlamaya başladığıdır.

Cephane ve yavrusu yoluna kendini feda Eden bu kahraman anayı
Arabaya yerleştiren çavuşlar ağlaşarak, gün doğarken yola koyuldular.
Öküzler aç ve zayıf olduklarından arabayı çekemediler, bu yüzden çavuşlar öküzlere yardım ettiler. Bu kutsal yükü gurur ve iftiharla tümen karargâhının önüne çektiler.

Şehit kadını alaca önlüğünden ve başındaki benli örtüsünden
keşfettiler. Seydiler köyünden hemşehrilerine gösterdiler, onlar DA Ana ve çocuğu alarak köylerine götürdüler. Bu kadın gibi, adları sanları belirsiz NE analar, babalar ve yavrular vardır ki cephane taşırken yol boylarında şehit olmuşlardır.
*Milli Mücadele işte bu mucizenin, bu onurlu, güzel çılgınlığın
adıdır.*

Yorum Yaz