KANSIZLIK VE HALSİZLİK NEDEN OLUR?


  Kansızlık, bizim gibi gelişmekte olan ülke insanlarının bir türlü
kurtulamadığı müzmin bir derttir. O derece yaygın görülmektedir ki;
rahatlıkla, bulaşıcı olmamakla birlikte 'salgın gibi yayılan bir hastalık'
denilebilir.  


Kan, hepinizin iyi bildiği gibi; içinde farklı tipte hücreleri barındıran
bir sıvıdır. Bu hücrelerden en önemlisi ve en fazla bulunanı, alyuvar da
denilen kırmızı kan hücreleridir. Alyuvarların görevi, soluduğumuz oksijeni
taşıyarak, vücudun her yerine dağıtmaktır. Oksijen taşıyan bu hücrelerin
sayıca az olmasına veya oksijen taşıma yeteneğinin bozuk olmasına kansızlık
ya da anemi denilir. Kansızlık genellikle kendi başına bir hastalıktan çok,
bir başka hastalığın seyri sırasında ortaya çıkan belirtidir ve kronik ile
akut olarak ikiye ayrılabilir. Kronik kansızlık, uzun bir süre içinde yavaş
yavaş gelişirken; akut kansızlığın ortaya çıkışı çabuktur. Kansızlığın
kronik ya da akut oluşu, tanının konulmasında yol göstericidir. Alyuvarların
ömrü yüz gün civarındadır; bu da vücuda hiç durmadan yeni kan hücreleri
yapma, eskileri yenileme zorunluluğunu getirir. Yetişkinlerde yeni kan,
özellikle kemik iliğinde yapılırken, buradaki üretim düşüşleri kansızlığın
sebepleri arasındadır. Bunun yanında artmış kan kayıpları da önemlidir.
Ülkemizde kansızlık toplumun yaklaşık yüzde 15-20'sinde görülürken,
kadınlarda erkeklere göre daha sıktır. Yaşlandıkça ortaya çıkan
kansızlıkların başka hastalıklarla bağlantılı olma ihtimali daha yüksektir.
Başlıca kansızlık sebeplerini sıralayacak olursak;

* Kan kayıpları, önemli sebepler arasında yer alır. Yoğun geçen adet
kanamaları, mide ülserlerinden olan kanamalar, basur kanamaları; sürekli
olabilen ve kronik kansızlığa neden oluşturan hastalıklardır.

* Demir eksikliği, gerek az alıma, gerekse aşırı yıkıma bağlı görülebilir.
Kemik iliği, alyuvarlarda oksijen taşıyan hemoglobini, demir olmaksızın
yapamaz.

* Kronik hastalıklar, hem vücudun depolarını tüketerek, hem de yaydıkları
toksinlerle yeni kan yapımını bozarlar. Verem, sıtma gibi mikrobik
hastalıklar, kanser gibi tüketici hastalıklar başlıcalarıdır.

* Böbrek hastalıkları da sebepler arasında yer alır. Böbrek hastalıkları
derken; böbreğin kanı temizleme görevini yerine getiremediği hastalıklar
kast edilmektedir. Sebebi ise; böbrek tarafından üretilip kan yapımını
düzenleyen eritropoetin maddesinin az salınmasıdır.

* Gebelik, hem yeni bir can için kan ihtiyacının artması nedeniyle, hem de
kanın sulanması yüzünden anemi sebepleri arasında yer alır. Kanda alyuvar
oranı azalmıştır.

Kötü beslenme ve alkolizm, kan yapımının yapı taşları olan demir, folik asit
ve B12 vitaminlerinin yeterli alınamaması sebebiyle anemi yapar. Bunların
yanında; kanama bozuklukları, karaciğer hastalıkları, talasemi, enzim
eksiklikleri, orak hücre, hipotiroidi, toksinler ve genetik hastalıklar da
seyrek görülen sebepler arasındadır. Değerli okurum henüz sorunuzun cevabını
vermediğimi farkındayım. Lütfen bunun için bir yazı daha sabredin.
Sağlıkla...

*Uz. Dr. Eren Eroğlu*

Yorum Yaz